‘Tamam’ Etiketi

Sigarayı içmek ya da içememek

http://zingocan.com/wp-content/uploads/sigara.jpg

Sigara yasağı içkili mekanların köküne kibrit suyu dökmek için getirilmiş bir şeydir iddiası o kadar da doğru değilmiş yani. Bundan dolayı bir yer zarar ediyorsa o vakit hatayı kendinde arasın zira dolduran dolduruyor dükkanı. İnsanlar dışarıda içmeyi göze alıp gidiyor yine.

Üstelik “smirting” Türkiye’ye de gelmiş. Nedir smirting? “Smoke” (sigara içmek) ve “flirt” (flört) kelimelerinin birleşimi. Sigara içmek için dışarı çıkan insanlar kendi aralarında muhabbete başlıyor. Çoğu bir yere varmıyor ama bazen komik de olabiliyor. Dün gece mesela ikinci sigara molamda, çok acayip bir aşk hikayesini dinledim birinden. Fakat yazmayacağıma söz verdim. Zaten hatırlamıyorum da..

Fakat tabii Alman olmadığımız için sigara yasağına uymayanlar da çıkıyor. Geçen haftalardaki içimden geleni yapmamak olduğum günlerde esparkta gördüm… Bir takım uyanıklar köşelerde gizlenip içiyorlar. Bir kat merdiven çıkmaya, alt tarafı iki adım ötedeki balkona çıkmaya üşeniyorlar. İlla olduğu yerde içecek. Oturduğu veya sallandığı yerde. Çıkayım hem biraz da temiz hava alayım da yok. Bunu da çok “cool” görüyorlar. Asi genç nümeroları. Yaş 60 da olsa fark etmiyor. Lisede tuvalette sigara içmek gibi bir şey herhalde.

Ne yapmak lazım? Gitsen “içme” desen “tamam” diyecek sen gözden kaybolunca yine yakacak.

Dükkan sahibine gidip şikayet etsen.. Çok saçma çünkü biliyorsun ki dükkancı da bıkmış bu adamlardan, gidip konuşsa tatsızlık olacak, müşteri kaybedecek.. Ayrıca nedir o öyle ilkokul çocuğu gibi ispiyonculuk yapmak. Örtmenim sigara içiyo.. İlkokulda bile yapmadığım şey.

Fakat böyle böyle sigara yasağı kevgire dönecek biliyorum. İki göz yum, üç göz yum, anında laçkalaşır durum.

Orhan Kural gibi yapmadan/olmadan nasıl oturtacağız bu yasakları?

Nasıl o eski korkunç günlere dönmeyi engelleyeceğiz?

Zira Temmuz’dan beri 8 ay oldu, hiç fena gitmiyor ama yumuşama belirtileri var.

Hakikaten soruyorum. Var mı bir önerisi olan?

Gerçekten aşırı ve çok aşırı bir sigara tiryakisi olduğum halde bu kapalı yerlerde sigara içme isteğim hiç gelmiyor benim.. Var mıdır gelen..

Twitter, İki elim yakanda!

Son günlerde tv, radyo ve internet sitelerinde o haber aşağı bu haber yukarı dolaşan internet sitesi Twitter ( her zaman söylediğim; kişi bilmediğine düşmandır felsefesiyle) sinir olduğum diğer sosyal web sitelerinden biridir.. Yalnız dün gece çok sevdiğim ve okuğum bir köşe yazarını yazsını okudum ve bende twitter açtım ( daha doğrusu daha önce açtığım twitter hesabımla biraz oyniim dedim) ve başladım fallow yapmaya.. Oraya buraya derken msn deki kişileri follow ladm.. Bir de ne göreyim.. Msn de daha önceden eklenmiş insanları followlamş olmam beni çok kötü bi halvete soktu.. Olay şöyleki ;

MF diye bir kullanıcı bana aynen şu direck Message’i gönderdi ve konuşma şöyle gerçekleşti;

-Kardeşim beni followa almışsın kimsin ne sin adınne neredensin neden beni ekledin

-Sanırım benim eski MSN de ekli birisin ve ben toplu bir follow gerçekleştirdim ve eklendin sende.. Seni rahatsız mı etti bu?

- Evet kardeşim, tanımadığım adamlar beni nasıl izleyebilir yaa sen kim olduğunu sanıyorsun

- Ben Tayfun..

-Ha haha .. çok komiksin sen. Sende mi beni buldun yahu..

(neden komik olduğumu anlayamadım.. kim olduğumu sormadı mı )

( artık twitter gibi bir çelişkinin içinde, herkesin görebildiği , birbirilerini takip edip yorumlayabildiği ve hiç bir şekilde gizliliğin mevcut olmadığı bu web sitesinde sinir küplerim silindirlere dönüştüğü anda patladım ve buna verdiğim cevabı fazla düşünememiştim)

- de ayrı yazılır dedim.

- Haa sen o türkçe posidilirisin demi senle daha önce netlogda konuşmuştuk

- :S hönk

- Tamam lan tamam kızı getir yarın oke mi?

- Hmm tamam..

Read more →

Cep Telefonu Felaket Tarifesi

“70 liraya her tarafa konuş bebeeem: Domates tarifesi” diyor mesela, veriyorsun 70 kağıdı konuşuyorsun car car car…

Sonuç: 237 lira…

“A aaa… Niye ama?” diyorsun “e ama hanfendi sözleşmeyi okumadınız mı? Bilmem ne ve bilmem ne dahil değil, siz de hep o 2 bilmem neyi yapmışsın. Ayrıca bu tarifede mesaj ücreti daha pahalı. Faturanızın 135 lirası mesaj.”

“Yapma ya? Ne kadar daha pahalı mesela?”

“5 katı!”

“Oha!”

“Evet. Okumanız lazımdı. İsterseniz hemen size bir mesaj tarifesi de verelim. Biber tarifesi”

İyi peki o da olsun diyorsun, ay sonunda bu sefer de 345 lira geliyor.

“Bu ne?” diyorsun

“E ama hanfendi biber tarifesi sadece bağlı olduğunuz operatöre gönderilen mesajları kapsıyor. Öbür operatörlere yollananları değil.”

“Tamam da ben de günde 450 tane mesaj atmadım ki..”

“Evet ama bu tarifeye girince de internet daha pahalı oluyor. E siz telefonunuzu modem olarak kullanıp ha bire girmişsiniz.”

“Evet giriyorum da ne kadar daha pahalı olabilir ki?”

“On katı kadarcık”

“Çüşş…”

“Hemen size kabak tarifesi verelim, her yöne internet 18 lira 67 kuruş… Vıdı vıd vıdı vıd…”

Biraz abartarak yazdım tabii ama üç aşağı beş yukarı hadise aynen böyle cereyan ediyor. Her seksi indirimin muhakkak beter bir bindirimi var. Kaşıkla verilen muhakkak surette sapıyla geri alınıyor. Bu sefer faturamı sabitleyeceğim diye girmediğim kampanya kalmadı, çekirge gibi tarifeden tarifeye sıçradım fakat ödemeyi planladığım ücreti henüz tutturmayı başaramadım.

MB benden beter! 35 liralık tarifeye girip 250 lira ödemeyi başarmış, buna kızıp operatör değiştirmiş, bu sefer de 40 liralık tarifeye girip 310 lira ödemiş değerli bir arkadaşımız.

Bir başka arkadaşıma 2 bin 600 lira fatura geldi. Yurtdışına çıktığında yurtdışı tarifesi almış, bir arada da internete de girmiş meğer data aktarımı dahil değilmiş. Benzer bir numara benim de başıma gelmişti.

Hadi biz salağız, anlamıyoruz bu işlerden diyelim fakat operatörler anlayanları da anlamaz hale getirmek için her tür mumarayı yapıyor .

Bir başka arkadaşım da kamu tarifesinden şikayetçi. Her yöne sınırsız diye başlamış tarife, iki ay sonra 1500 dakikaya düşmüş. İyi o da yeter demiş fakat meğer bu 1500 dakikanın 500’ü sabit hat, 500’ü bağlı olduğu operatöre, 500’ü de diğer operatörlere şeklinde dağıtılmış. Bunu bilmeden carala carala konuşmuş ve manyak bir fatura gelmiş. Çünkü 500 dakikanın üstündeki konuşmalar ekstra bindirimli bir tarifeden hesap ediliyormuş. Arada üç ay geçmiş bu sefer 1200 dakikaya inmiş.

Bu arada şöyle şeyler de oluyor. 250 kontör alan 300 kontör kazanıyor diyorlar, evet kazanıyorsun da hakikaten ama kazandığın kontörleri meğer hemen o hafta harcaman gerekiyormuş. Yoksa yanıyormuş.

Daha neler neler.. Bitmek bilmeyen opertör nümeroları..

Cep telefonu tarifeleri Türk’ün Türk’e bir işkencesi gibi bir şey. Bir nevi zeka ve beceri testi. Master tezi gibi oturup çalışmak gerekiyor. Tarifeyi tutturabilene ayrıca ödül vermek lazım.

100-150 kontör hediye etseler yeridir… Diyecektim ki böyle bir şey yapsalar kesin başka bir yerden çıkartırlar acısını..

Çok acayip çook.

Yabancı Film Anatomisi

 

Türkçe seslendirilmiş yabancı filimleri göstermeyen televizyon kanalımız yok Allaha şükür! Buna itirazım yok da biliyorsunuz, bu filimler sayesinde yeni bir Türkçe türedi: “Tercüme Türkçesi!..” İşte, üşenmedim onlarca yabancı filmi izledim ve Tercüme Türkçesinde en sık geçen sözcüklerden bazılarını sizler için derledim. İşte size bir güldeste:
     - Kahretsin George!..
     - Yapma Rita!..
     - Ah çok etkilendim..
     - Bu işler nasıldır bilirsin ahbap!
     - Yapma dostum bilirsin işte!
     - Nalet olsun, sen ne bilirsin ki?
     - Nalet olası, bu harika bir hikaye!
     - Ben senim kabusunum.
     - Unut gitsin dostum
     - Hayır tam olarak değil
     - Hadi dostum, bu hiç adil değil…
     - Sanırım yağmur yağıyor
     - Sanırım ıslandın
     - Bakalım doğru anlamış mıyım ahbap
     - Seni duydum kahrolası
     - Şu şüpheli zenci tam olarak neye benziyordu?
     - Senin neyin var Tanrıaşkına?
     - Gidip sana bir içki getireyim…
     - Canın cehenneme dostum!… Hiçbir şeyi unutmaz mısın sen?
     - Hadi dostum, git kendine bir hayat kur
     - Hey dostum, git kendini becer
     - Kendine ve bana bir iyilik yap da olanları olmamış gibi unutmaya çalış.
     - Hey dostum, işte buna bayılacaksın
     - Ne derler bilirsin işte ahbap
     - Aman Tanrım! Aman Tanrım, işte buna inanamıyorum.
     - Hiç sormayacaksın sandım.
     - Pekala dostum, bu bayana merhaba de
     - Tanrı kahretsin, seni seviyorum nalet olası!..
     - Aman Tanrım! Nalet olası, işte bu sensin dostum!.. Evet evet sanırım bu sensin!
     - Zaten abiler bunun içindir.
     - Bakarsın, bazan hayatta bazı şeyler olur ve sen tamam dersin oldu işte.
     - Bazan hayatta bazı şeyler olur, sonra keşke hiç olmasaydı dersin.
     - Pekala, bakalım elimizde ne var?
     - Ah, seni gördüğüme sevindim…
     - Esmer bir Kafkas erkeğinden bahsediyoruz burada ahbap…
     - Hey, çabuk biri bir doktor çağırsın hemen!
     - Biri burada ne olduğunu anlatsın.
     - Aman Tanrım, bütün bu insanların nesi var Tanrıaşkına.
     - Ne!.. ne!.. ne!.. Hadiii!.. Hadi!.. Yapma dostum, bilirsin işte hadi..
     - Geber dostum!.